İçeriğe geç
Seçkin Can Şahin

Udemy hisselerini yedi yıl tutmak

Mart 2014’te hisse başına 0,02 dolardan 1.000 dolarlık Udemy hissesi aldım ve yedi yıl tuttum. Kararın hangi bilgiyle verildiği, o yedi yılın neye benzediği ve erken aşama hissesi tutan birine ne söyleyeceğim.

7 dakikalık okuma

Mart 2014’te, Udemy’deki son ayımda, hisse başına 0,02 dolardan 1.000 dolarlık hisse aldım. Yedi yıl tuttum. O yedi yıl boyunca pozisyonun bir fiyatı olmadı, bir ekstresi olmadı, satmanın bir yolu olmadı.

Sonuç kısmını 1 Nisan 2023’te yayımladığım videoda anlatmıştım; on üç dakikalık o kayıt, 5.317 izlenmeyle kanalımın en çok izlenen videosu ve başlığında bir rakam var. Rakam hikâyenin en az öğretici kısmı. Öğretici olan, o rakamın bilinmediği yedi yıl. Bu yazı onun üzerine.

Mart 2014’te masada ne vardı

Udemy’ye Haziran 2012’de girdim, beşinci mühendistim. Mart 2014’te ayrıldım. Aradaki yirmi bir ayda şirketin en çok kullanılan parçalarının bir bölümünü ben yazdım: kurs feed’i, bildirimler, istek listesi, kurs önizleme.

Feed’i şirketin 100 bin kullanıcısı varken, kullanıcı başına kalıcı toplulaştırmayla kurdum; aynı sistem Udemy 4 milyon kullanıcıya ulaştığında ciddi bir değişiklik görmeden çalışıyordu. Bildirim altyapısı, kullanıcı tabanı 40 kat büyüdükten sonra da ayaktaydı. Memcache önbellek katmanı ve feed ile bildirim için Redis tabanlı arka uç projeleriyle API yanıt süresini %50 düşürdüm. Kurs önizlemeyi CEO’nun desteğiyle çıkardık; şirketin çoğunluğu bunun ters tepeceğini, insanların içeriği hızlıca indireceğini düşünüyordu. Dönüşüm oranlarını belirgin biçimde artırdı. İstek listesine bir kursu ekleyip bir ay içinde almayanlara indirim kodu gönderiyorduk; e-posta başına ortalama 1 dolar kazandırıyordu.

Bunları burada, kendimi anlatmak için değil, hisseyi almadan önce elimde duran bilginin ne olduğunu göstermek için sıralıyorum. Kullanıcı sayısının 100 binden 4 milyona çıktığı bir sistemi siz yazmışsanız, büyümenin sahici olup olmadığını bir slayttan değil, kuyruk boyundan bilirsiniz. Bir şirketin kanıta bakarak mı yoksa görüşe bakarak mı karar verdiğini, önizleme tartışmasının nasıl bittiğine bakarak bilirsiniz.

Bilebildiğim ve bilemediğim şeyler

Bir çalışanın bildiği şey dardır ama sağlamdır: ürün sayıları oynatıyor mu, ekip söylediği işi çıkarıyor mu, büyüme kendi başına mı geliyor. Bir çalışanın bilemediği şeylerin listesi ise çok daha uzundur ve 2014’te benim listem şuydu: kaç tur daha yapılacağı, her turda payımın ne kadar seyreleceği, önümdeki imtiyazlı hissedarların ne kadar hakkı olacağı, bir alıcı çıkıp çıkmayacağı, çıkarsa ne zaman çıkacağı. Bunların hiçbiri çalışkanlıkla öğrenilebilecek şeyler değildi. O gün kimsenin elinde yoktu.

Bu yüzden kararı bugün şöyle tarif ediyorum: şirketin ne kadar edeceğine dair bir tahmin değildi. 1.000 doları, sıfırlanmasını göze alarak vermekti. Kaybedilecek tarafı belliydi ve sınırlıydı; kazanılacak tarafı belirsizdi ve hesaplanamazdı. Böyle bir bahiste yapılabilecek tek dürüst hesap, rakamı sıfırlandığında hayatınızın değişmeyeceği yere koymaktır.

0,02 dolar bir fiyat değil

Çalışana verilen hisse çoğunlukla adi hissedir. Adi hisse, şirket satıldığında sıranın sonundadır: önce imtiyazlı hissedarların alacağı ödenir, kalan varsa size gelir. Bu yüzden “şirket şu rakama satıldı” cümlesi, çalışanın eline bir şey geçeceği anlamına gelmez. İki cümle arasında, kimsenin size göstermediği bir sıra vardır.

İkinci mesele seyreltme. Şirket her turda yeni hisse çıkarır; sizin adediniz aynı kalır, payınız küçülür. Mart 2014’te sahip olduğum oranın yedi yıl boyunca korunmasını beklemek için hiçbir sebep yoktu ve beklemedim.

Üçüncüsü de şu: 0,02 dolar bir piyasa fiyatı değildir. Şirketin kendi içinde belirlenmiş bir değerdir. Alıcısı olan, istediğiniz gün nakde çevirebileceğiniz bir fiyat değildir. Erken aşama hissesinin en tuhaf yanı budur — bir fiyatı vardır, bir piyasası yoktur. Bir ikincil piyasa elbette vardır, ama özel şirkette o kapı yalnızca şirketin açtığı kadar açıktır.

Yedi yıl boyunca hiçbir şey olmuyor

Yedi yılın en doğru tarifi bu. Ekranda bir fiyat yok, çeyrek raporu yok, verilecek bir karar yok. İşi zorlaştıran şey sabır değil, yapacak bir şeyin olmaması. Halka açık bir hisseyi tutabilen insanlar bunu çoğu zaman ekranda bir sayı gördükleri için yapabiliyor. Burada o sayı hiç yok.

O yedi yılda benim tarafımda çok şey oldu. Mayıs 2014’te Semantica’yı kurdum, Şubat 2015’te ayrılıp aynı ay Standout’u kurdum. Gilt’in kurucu ortağı ve CEO’su Alexis Maybank aynı fikirle Project September’ı çıkardı; bu, şirketin ölmesinin ana sebeplerinden biri oldu. Standout Mayıs 2016’da bitti. Ocak–Mayıs 2017 arasında Onedio’da, Haziran 2017 – Mart 2018 arasında ICY Capital’de çalıştım. Nisan–Ağustos 2018 arasında Coinium’u kurdum ve yürüttüm. Eylül 2020 – Şubat 2021 arasında Keepnet Labs’te kıdemli mühendistim.

Udemy satırı bunların hiçbirinden etkilenmedi. Kurduğum şirket kapanırken de yeni bir işe girerken de aynı yerde, aynı hâlde durdu. Yedi yılın büyük kısmında onu düşünmedim. Bu bir erdem değil, kararın tasarımının kendisi: düşünmek zorunda kalsaydım tutamazdım.

Mart 2014 aynı zamanda melek yatırım yapmaya başladığım aydı. Bugüne kadar 100’den fazla girişime yatırım yaptım ve hepsinde aynı şeyi tekrar ettim: kaybetmeyi göze aldığım bir tutar, uzun bir süre ve arada bakılacak bir ekran olmaması.

Çıkış ve rakamın en az işe yarayan kısmı

Yedi yılın sonunda çıkış geldi. Ne çıktığını videoda anlatıyorum; başlık da orada duruyor: “Udemy’den Nasıl 1 Milyon Dolar Kazandım”. Buraya o rakamın üzerine bir çarpan ya da bir hesap eklemeyeceğim, çünkü tekrar edilebilir olan kısım o değil.

Şunu da net söyleyeyim: iyi biten tek bir örnek, kararın doğru olduğunu kanıtlamaz. Aynı kararı aynı bilgiyle veren birçok insan için sonuç sıfır oldu. Erken aşama hisselerinin büyük çoğunluğu sıfırlanır; anlattığım sonuç istisnadır, kural değil. Benim anlatabileceğim şey süreç — sonucu zaten herkes anlatıyor.

Bunun en somut hâli kendi geçmişimde duruyor. Udemy’ye girmeden bir ay önce, Ekim 2011’de kurduğum Drawium’u kapatmıştım. 1.500 başvuru arasından E-tohum 15’e seçilmiştik, 1.500 web sitesi sahibine ulaşmıştık; Sahibinden.com, Doğan Online, Türk Ekonomi Bankası ve Yemeksepeti kullanmayı planlıyordu. İlgileniyormuş gibi davranan bir Avrupalı yatırımcı, ürün vizyonumuzu not aldıktan sonra bir ay önce rakibimiz WalkMe’ye yatırım yaptığını söyledi. WalkMe 15 milyon dolar daha topladı ve San Francisco’ya, çalıştığım Udemy ofisinin iki blok ötesine taşındı. Sonucu iyi biten 1.000 dolarlık kararı verdiğim yıllarda, iki blok ötede benim kapattığım fikrin kazanan hâli oturuyordu. Karar başka şeydir, sonuç başka; ikisini aynı anda değerlendirmek çoğu zaman ikisini de yanlış anlamak demektir.

Bugün erken aşama hissesi tutan birine

Adet değil, oran ve yapı sorun. “Size 10.000 hisse veriyoruz” cümlesi tek başına hiçbir şey ifade etmez. Toplam kaç hisse var, hangi sınıftan, opsiyon havuzu ne kadar. Bu üç sayı olmadan teklifi değerlendiremezsiniz ve üçünü de sormanın kimseye maliyeti yoktur; teklifi yapan taraf cevapları zaten biliyor.

Sıranın neresinde olduğunuzu öğrenin. Şirket satıldığında paranın kimden başlayarak dağıtılacağını sorun. Adi hisseniz varsa ve önünüzde ciddi bir öncelik duruyorsa, iyi görünen bir satış sizin için sıfır olabilir. Bunu öğrenmenin doğru zamanı teklif geldiği gündür, çıkış geldiği gün değil.

Tutarı sıfırlanacakmış gibi seçin, sonra pozisyonu unutun. Vereceğiniz rakamı, tamamen kaybettiğinizde hayatınızda hiçbir şeyin değişmeyeceği yerde tutun. Bu rakam belirlendikten sonra takip etmeye çalışmayın; takip edilecek bir şey yok ve takip etme ihtiyacı, tutarı yanlış seçtiğinizin işaretidir.

Maaşınızla hissenizin aynı bahis olduğunu unutmayın. Şirket kötüye giderse işiniz de pozisyonunuz da aynı hafta değer kaybeder. Bu, hisse almayın demek değil; çeşitlendirmenin neresinde durduğunuzu bilerek karar verin demek.

Süreyi baştan kabul edin. Yedi yıl uzun görünüyor ama erken aşamada olağandışı değil. Kararı verirken kendinize şunu sorun: bu parayı yıllarca göremeyeceğim, satamayacağım, fiyatını bilemeyeceğim ve arada kimse bana bir şey söylemeyecek. Cevabınız evet ise pozisyonu alın; hayır ise sorun tutarda değil, kararın kendisindedir.

Ayrılırken ne olacağını, girerken okuyun. Şirketten ayrıldığınızda hisselerinizle ilgili hangi sürelerin işlediğini ve ne ödemeniz gerekeceğini işe başlarken öğrenin. Ben hisseleri Udemy’den ayrıldığım ay aldım; o ay gelmeden neye karar vereceğinizi bilmek, o ay içinde karar vermeye çalışmaktan çok daha ucuzdur.

Geriye kalan

Mart 2014’teki karar cesur değildi. 1.000 dolar, sıfırlandığında canımı yakmayacak bir tutardı; ben de o tutarı, içeriden çalıştığım için nasıl bir yer olduğunu bildiğim bir şirkete koydum ve unutmayı seçtim. Zor olan kısım sonraki yedi yıldı — heyecanlı olduğu için değil, hiçbir şey olmadığı için.

Türkçede bu hikâyenin sonu çok anlatılıyor, ortası hiç anlatılmıyor. Ortası şu: fiyatı olmayan bir satırı yedi yıl boyunca elinizde tutmak ve o satırı düşünmemek. Anlatmaya değer olan da, tekrar edilebilir olan da o kısım.

Buraya kadar okuduysan

Bunun gibi yazıları yayımladığımda e-postana göndereyim. Ayda birkaç kez. Yapay zeka, mühendislik ve yatırım üzerine. Spam yok.

Ayda birkaç kez. Yapay zeka, mühendislik ve yatırım üzerine. Spam yok.

Yorumlar

Burada henüz kimse konuşmamış. İlk sözü siz söyleyin — katılmadığınız yeri yazarsanız daha da iyi.

Yorum yazın

Yorumlar önce bana geliyor. Onayladığımda burada, adınızla birlikte yayımlanıyor.

Yayımlanmaz. Sadece gerekirse size dönebilmek için.